BANA BUNU YAPMAYACAKTIN JOHNY DEEP BEYEFENDİ!

by Almura
BANA BUNU YAPMAYACAKTIN JOHNY DEEP BEYEFENDİ!

Bitti… Bitirdin…yıktın kalbimi.. Sevmişim seni…Gözlerinin hastası olmuşum… Oyunculuğuna bitmişim… Şiddet işi nerden çıktı? Yakıştımı sana? O telefonu kızcağızın suratına vurmakta neyin nesi? O ellerini var ya!!! Tamam anlaşamıyorsunuz… Mahkemede aldınız soluğu…Ama darp etmek neyin nesi?

Dün Los Angeles Mahkemesi’nde görülen davada Amber Heard’ün yüzünde morluklar olduğu görülmüş. Eşi Johnny Depp’in geçen cumartesi günü bir tartışma sırasında yüzüne cep telefonu fırlattığını söyleyen Heard, gördüğü şiddet sonrası tutulan polis raporunu ve yüzündeki şiddet izlerinin fotoğraflarını mahkemeye kanıt olarak sunmuş kızımız. Ve üstelik bu şiddetin düzenli olarak gerçekleştiğini söylemiş ve Heard, “Johnny’nin eve gelip ona yeniden duygusal ve fiziksel şiddet uygulamasından korkuyorum” diye eklemiş. Ünlü, ünsüz,yerli,yabancı nedir bu beylerin erkekliğini kanıtlama çabası? Tabii kendileri öyle sanıyor aslında… Bu onların ne kadar aciz olduğunu gösteriyor bana göre… Kadın çıldırtabilir,seni,tahrik edebilir… Yapmıyor muyuz? Yapıyoruz. Ama susturmanın yolu bu olmamalı. Kaba kuvvet gösterisine dönüşmemeli.

Erkeğin neden daha çok şiddet gösterdiği, çok sayıda araştırmanın konusu olmuştur yıllardır… Sorumsuz, tepkici ve düşüncesiz hareket etme, vicdansızca ve suç niteliğinde davranışlar gösterme ve bunlardan hoşlanma biçimindeki tutumların görüldüğü antisosyal kişilik bozuklukları şiddetin biyolojik nedenlerindenmiş.

Birde aşırı şişirilmiş ego bunun en önemli etkenlerinden biri… Erkek egosu o denli şişiriliyor ki ona ‘hayır’ diyen kişi, onu yetersiz görmüş olarak kabul ediliyor. Erkek, yetersizliğini azaltma yolları aramak yerine suçu karşı tarafta arayınca böyle bir sonuca gidiyor.

Kadına Yönelik Şiddetin Biyolojik Nedenlerinin başında Erkeklik hormonu testesteronun şiddet kullanma eğilimini arttırdığı yönünde tezler vardır. Erkeklerde saldırgan davranışların yaşla birlikte düşüş göstermesi, testesteron hormonunun şiddet uygulamada etkili olduğunu düşündürmektedir. Ayrıca şizofreni ve alt tipleri gibi psikotik durumlar ve kişilik bozuklukları da –antisosyal, narsistik – şiddeti yükseltebilmektedir. Yine madde kullanımı – uyuşturucu, uyarıcı, alkol – ise diğer bir biyolojik nedendir.

Şiddet uygulayan erkeklerin büyük bir bölümü, evliliğin ilk dönemlerinde şiddete yönelmez. Evlilik ilişkisi derinleşmeye başlayıp, kuvvetli duygusal bağlar oluşmaya başladığında, şiddet eğilimleri kendini gösterir. İlk şiddet atağı, şiddete maruz kalan kadın için kötü bir sürpriz olur, ama hiç bir şekilde şiddet eğilimi olarak yorumlanmaz. Ancak gerçek, şiddetin doğasının zaman içinde arttığıdır. İlk yaralanmalar hafif ve önemsiz olarak kabul edilir ve şiddete maruz kalan kadın, şiddet uygulayan kocasının aslında kendisine zarar verme kastı taşımadığına inanır. Eşine karşı duygularında önemli bir değişiklik olmaz. Ancak zaman geçtikçe, şiddet yaşamın döngüsel bir parçası olmaya başlar. Şiddetin boyutu yükseldiğinde, şiddete maruz kalan kadının duygusal bağları giderek zayıflamaya başlar. Ancak eşini terk etmesi durumunda daha büyük bir şiddet atağı ile karşılaşma korkusu oluştuğu için ve buna aile, sosyal çevre ve sosyal kurumlardan destek alamama korkusu da eklenince, şiddete maruz kalan kadın, yıkıcı bir evliliğin içinde hapsolur. Şiddeti uygulayan kişiler, uyguladıkları bu şiddet karşısında elde edecekleri kazancın, şiddetin maliyetinden daha fazla olduğunu düşünürlerse, şiddeti uygulamaya devam ederler. Erkekler niçin kadınları döverler? Çünkü bunu yapabilirler…. Erkekler için eşlerini dövmenin kazançları; duygusal baskıları ortadan kaldırmak, hayal kırıklıkları için bir çıkış yolu bulmak ve kendi isteklerinin gerçekleşmesini garanti altına almaktır. Ayrıca empati yeteneğinin olmaması, aile içi şiddetin olduğu bir ailede büyüme şiddete eğilimi arttırır.

Şimdi “sen koskoca Johnny Deep olmuşsun yakıştı mı sana?” diye sormazlar mı… Artık seni sevmeyi bir daha düşünücem,haberin olsun….

TOP