BU HAYAT SENİN...
Hayatımızda nasıl yaşayabileceğimizi biz seçeriz. Çok kişi sevmediği şeyleri bilir ama bunları reddetmeyi beceremez, oysa ne isteyip istemediğimizi bilmek, kararları kontrol altında tutabilmek, yaşamımıza anlam katabilecek renkleri saptayabilmek hayatımızda başka ufukları açacaktır. Siz başkalarının düşündüklerini önemsedikçe aklınızın sesini duymanız zorlaşacaktır. Kendiniz hakkında bilinçli olmak sizi daha güçlü yapacağı gibi, sizin kendiniz üstünde doğruları keşfetmenizde size pozitif başka güçler kazandıracaktır.
Daha önce yapmayı düşünmediğiniz bir şeyleri yapmaya karar vermek çok zor gelebilir. Eliniz kolunuzu bağlı hissedebilirsiniz. Adım atabilmek en önemli karardır, sonra arkası çorap söküğü gibi gelecektir.
Hayatınızda hep çok büyük hayalleriniz olmalıdır. Hayalleri olan insanlar asla yaşlanmaz. İnandığınız bir hedefe odaklandığınızda ha-yatımızın içindeki pek çok şeyi değiştirebildiğinizi göreceksiniz. Bazı şeyleri şans diye tanımlarız. Şans hazırlıklı olmak, fırsatlarla karşılaşmak ve onları değerlendirebilmektir.
Hayatın en büyük şartı, kendimizle barışık olabilmektir. İçimizde bir şeyleri değiştiremezsek, dışımızda değiştirme şansımız asla olamaz. Hayatımızda önce soruları sormak gerekir, cevaplar arkasından gelecektir. Hayatın içinde esnek olabilmek en önemli kuralardandır. Hedeflerimizi seçmeli ve bu hedeflere kilitlenmeliyiz. Bütün beyin hücrelerimiz sadece o hedefi düşünmelidir. Ulaşacağımıza inanmalıyız. Eğer başaramazsak bir kez daha, yine başaramazsak bir kez daha yapmalıyız. Ta ki olana dek… Zamanla her hedefimizde işimizin biraz daha kolay olduğunu göreceğiz.
Kendimizi nasıl ve nerede görmek istiyorsak, orada hayal ettiğimizde ve öyle yaşadığımızda, bir süre sonra orada olduğumuzu mutlaka görürüz. Başarısızlık diye bir şey yoktur, sadece ortaya çıkan sonuçlar vardır. Başarı ve mutluluk göreceli bir kavramdır. Neye göre olduğu herkese göre değişir. Bunlar sadece bir durumdur, hiçbir şey başarısızlık değildir, asla üzülmemeliyiz. Sadece bu yaşananlardan ne öğrenebiliriz, onu sormalıyız. Ben bir gün ciddi bir ekonomik problem geçirdim ve en çok çalışan iş potansiyeli olarak, en yüksek yerde olan bir kişiyken evime giderken yürümek zorunda olduğumu gördüm ama bu da müthiş bir eğlenceydi ve renkti. Bunlar başarısızlık değil de çok iyi bir deneyimdi.
Maddi sıkıntılarım var, bu işi başarabilir miyim, bunlar hep bahanedir. Herkes amaçlarına ulaşmak için aslında yeterince kaynağa sahiptir. Sadece onların farkında olsun yeter.
Her davranışın altında mutlaka pozitif bir amaç vardır. Size biri yumruk atmaya kalktığı zaman, siz yumruğunuza hakim olmaya veya o yumruğu açmaya ve bir daha olmamasını sağlamaya çalışmalısınız. O açılan her yumruk, sizin hayatınızda yeni bir iş ortaklığına neden olacaktır.
Doğru, yanlış, iyi, güzel her şey insan beyninde oluşur. Sadece onları kendi beynimizde ayrıştırmalı ve herkeste farklı olduğunu kabul etmeliyiz. Başarı her şeyin bir çözümü olduğunu bilmek ve ona odaklanmaktır. Olumsuz her şeyi değiştirmek mümkündür. Sadece “Hayatımı değiştirebilirim, değiştirmeliyim,” sloganını benimsemek önemlidir. İnsan bir şeyi çok istediği zaman mutlaka başarır.
Hayatımızdaki küçük değişiklikler biz de büyük değişikliklere kapı açacaktır. Önce dilemeli, istemeli ve inanmalıyız.
Hepimiz hayatımızın içinde en büyük orduyuz. Tek başımıza her şeye ve herkese karşı ayakta durabiliriz. Başımıza her türlü olay gelebilir, sakin limanlar yerine, fırtınalar içinde kaybolabiliriz. Ama hiçbir şeyi felaket olarak görmeden yolumuza devam edebilirsek, sakin limanların ne kadar çoğaldığını görürüz.
Geçmiş, sadece ders almak için hayatımızın içinde vardır. Önemli olan şimdi bu bulunduğumuz yerde, yaşadığımız şeylerdir. Hayatı her zaman bir oyun gibi düşünmeliyiz. Başımıza ne gelirse gelsin onu kazanç hanemize eklemeliyiz. Yaptığımız işi yaşadığımız yeri sevmeliyiz. Hayata olumlu bakmayı öğrenmeliyiz. Biz olumlu oldukça hayatın içindeki her şartı değiştirebiliriz. Her zaman bir ringteyiz, hayat her zaman bir müsabakadır ve biz her zaman şampiyon gibi düşünmeliyiz. Dileklerimiz istek haline gelirse başarıya ulaşırız. Bizim en büyük düşmanımız, aslında kendimizdir. Başarısızlık için hiçbir şey mazeret olamaz. Eğer biz ne istediğimizi bilirsek, karşımızdakinin de ne istediğini biliriz. Herkesten önce kendimizi inandırmalıyız. Başarısızlık, başarısızlıklardan ders almadığımız zaman başlar. Hayallerimizin hepsine okyanusta yüzmeyi öğretmeli ve sonra sakin limanlardan ayrılıp, kendimizi fırtınalara bırakmalıyız. Hep daha fazlasını istemeli, asla elimizdekiyle yetinmemeliyiz. Hayallerimizde aksama oldu mu, üzülmeden yolumuza devam etmeliyiz.
Yazımı çok sevdiğim ve seminerlerimde mutlaka anlattığım bir öyküyle bitirmek istiyorum.
SİNİRLERİNİZİ ALDIRIN, ÜMİTSİZLİĞE VE ÇEVRENİZDEKİ OLUMSUZ KİŞİLERE VE OLAYLARA KARŞI SAĞIR OLUN.
Tarihin bir yerinde, canlı varlıklara kazanma hırsı aşılandığı bir vakitte, kaplumbağalar arasında bir yarış tertiplenmiş. Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış.
Vakti gelince, bir sürü kaplumbağa arkadaşlarını seyretmek için yarış yapılacak bölgeye toplanmışlar. Ve yarış başlamış.
Seyircilerden hiçbiri arkadaşlarının kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Kimileri bu inançlarını yüksek sesle dile getirmekten kaçınmıyorlarmış. Öyle ki, yarışmacıların bazıları: Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!” seslerini dahi işitebiliyormuş.
Yarışmaya katılan kaplumbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmaz bir gayretle kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.
Seyircilerin sesleri yükselmeye başlamış; giderek bağıranların sesleri yarış alanında yankılanır olmuş: “…Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!”
Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kaplumbağaların tümü ümitlerini, gayretlerini yitirmiş ve yarışı terk etmişler.
Ama yarışta yapayalnız kalan son kaplumbağa, büyük bir gayret ile mücadele ederek, kulenin tepesine çıkmayı başarmış.
Diğer yarışmacılar ve seyirciler, hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kaplumbağa ona yaklaşmış ve sormuş, bu işi nasıl başardın diye.
O anda farkına varmışlar ki…
Kuleye çıkan kaplumbağa sağırmış!
Sağır kaplumbağanın çıkılmaz sanılan doruğa tırmanmayı başarmasıyla, kaplumbağalar dere tepe demeden yeryüzüne yayılmanın, sabır ve kararlılıkla yol almanın ne demek olduğunu öğrenmiş ve bunları gerçekleştirmeye cesaret bulmuşlar.
Olumsuz düşünen insanları duymayın… Onların sizi yıldırmasına ve savaşı kaybetmelerine sakın izin vermeyin.
Rüyalarınızı gerçekleştiremeyeceğini söyleyenlere karşı sağır olmak, saygısızlık değildir, sadece kendinize ve gücünüze destek vermektir.