ERKEK KADINI NEDEN DÖVER?
Uzun zamandan beri kadınlara yönelik erkek şiddetini yazmam konusunda mailler alıyorum. Ozellikle ulkemizde cok yaygin olan bu olay giderek tum ulkelerde sosyal statu, egitim, gelenek hic bir sey farketmeden hizla yayiliyor. Ve her gecen gun medyaya biraz daha yogunlasmis olarak yansiyor…
Kadınlara yönelik şiddeti durdurmak için erkeklerin kurduğu uluslararası organizasyon Beyaz Kurdele’nin Başkanı Michael Kaufman”in arastirmasindan size aktariyorum. Kaufman “Erkek kadını neden döver?” sorusunu 7 maddeyle cevaplıyor.
1) Ataerkil toplum yapısı: Şiddet, erkek egemen toplumlarda yüksek oranda görülürken, kadın erkek eşitliği olan toplumlarda daha az hatta bazen hiç görülmüyor. Ataerkil toplumlarda erkekler, hiyerarşinin üst tabakalarında yer alma mücadelesi sırasında kendi aralarında da şiddet uyguluyor ve bu nedenle şiddet, nefes almak gibi normal bir davranış haline geliyor. Yani şiddet, içten gelen bir şey değil, etraftan öğrenilen bir şey.
2) Ayrıcalık taşımanın hak olduğu algısı: Erkeğin karısını yemek yapmadı diye dövmesinin nedeni sadece bunu bir kez daha tekrarlamamasını tembihlemek için değil aynı zamanda kendisine hizmetçilik edilmesi gerektiğini de kafaya sokmak.
3) Onaylama, izin verme: Şiddet ancak gelenekler, töreler, teamüller ve yasalar izin verdiği zaman devam edebiliyor. Toplum şiddeti yüceltiyorsa, erkek erkeğe ilişkilerde de şiddet var olmanın bir yöntemiyse, polis ve yargı şiddeti yeterince önlemiyor ve cezalandırmıyorsa o zaman aile içi şiddet de yaygınlığını koruyor. Aile içi şiddeti bir suç olarak görmemek, yakınlarının veya komşunun maruz kaldığı şiddeti görüp de müdahale etmemek, polise bildirmemek de onaya giriyor.
4) Erkek iktidarının paradoksu: Daima güçlü, daima başarılı olmak zorundasın diye yetiştirilen erkekler başarısız (mesela işsiz) olduklarında korku, tecrit, kendinden nefret etme ve saldırganlık girdabına giriyor. Erkeklik dengesini telafi etmek için de kendinden zayıflara şiddet uyguluyor.
5) Empati eksikliği (yerine koyamama): Karısını döven erkekler, kadının canını acıtmadığını sanıyor. “Ben onu dövmedim, ihtar mahiyetinde sırtına biraz vurdum”, “Bakmayın ağladığına, canı acımaz onun, naz yapıyor” cümleleri gibi…
Kaufman, bunu erkeğin çocuklara bakmamasına bağlıyor. Çünkü dünyada en çok empati isteyen şey bebek bakmak. Konuşmayı ve düzgün ifade etmeyi bilmeyen bir varlığın acıktığını, susadığını, karnının ağrıdığını veya şefkat istediğini ancak yüksek empatiyle anlayabilirsiniz. Ve bunu da ezici çoğunlukla kadınlar deneyimliyor. Kız çocukları bu yönde eğitilirken erkek çocukları ise aksi yönde eğitiliyor.
6) Zevk alıyor algısı: Karşı koyamamayı, “Karşı koymak istemiyor çünkü aslında zarar görmüyor” veya cinsel saldırı durumunda “O da zevk alıyor” diye yorumlamak şiddet gösteren erkeklerin ortak yanı.
7) Ruhsal düdüklü tencere kavramı: Birçok erkek çocuğu küçüklüklerinden itibaren korku ve acı duygularını bastırmayı öğreniyor. Onlardan ağlamamaları, düştüklerinde acıya aldırış etmemeleri, yufka yürekli olmamaları, bir adam gibi davranmaları bekleniyor.
Halbuki insanlar duygusal tepki verecek şekilde programlanmış. Gülecek de korkacak da ağlayacak da empati kurup merhamet de edecek. Fakat bu bastırma yüzünden erkeklerde duygusal tepki mekanizması ‘kısa devre’ yapmış durumda. Ne zaman ne yapacağını bilemez halde, korktuğunda da, güvensizlik duyduğunda da acı çektiğinde de reddedildiğinde de otomatik bir şekilde ‘öfkeye’ bağlanıyor.